Diplomasi muhabirliğinden spor ekranlarına uzanan kariyer yolculuğuyla dikkat çeken Cansu Canbaz Mitakos, sporu yalnızca rekabetin yaşandığı bir alan olarak değil; emek, disiplin ve insan hikâyelerinin buluştuğu güçlü bir yaşam kültürü olarak görüyor. Mitakos, ekranın ardındaki bakış açısını Health Online okurlarıyla paylaştı.
Sporun merkezinde olmak nasıl bir duygu? Okuyucularımıza kendinizi nasıl tanıtırsınız?
“Uzun yıllardır ekran önündeyim ama aslında hikâyem ekranla başlamadı. Uluslararası İlişkiler okudum, yıllarca diplomasi muhabirliği yaptım. Sonra yolum sporla kesişti ve iyi ki de kesişmiş.
Sporun merkezinde olmak benim için sadece maç anlatmak ya da yayın yapmak değil. Bir çocuğun hayaline, bir sporcunun emeğine, milyonların ortak sevincine ve hüznüne tanıklık etmek demek. Bazen bir gol, bazen bir madalya, bazen de gözyaşı… Hepsinin içinde insan hikâyeleri var. Ben de işimin en çok bu tarafını seviyorum.
Kendimi tek bir branşa ya da tek bir kimliğe sıkıştırmıyorum. Merak eden, araştıran, öğrenmekten vazgeçmeyen ve ekran karşısındaki samimiyetini korumaya çalışan biriyim.”
Kadınların spor medyasındaki hızlı yükselişini nasıl yorumluyorsunuz?
“Bence bu yükseliş çok kıymetli ama aslında geç kalmış bir yükseliş. Spor medyasında kadınlar artık sadece “ekranda görünen yüz” değil; yorum yapan, sahada çalışan, haber üreten, editörlük yapan, yöneten ve karar veren isimler.
Elbette hâlâ aşılması gereken önyargılar var. Ancak artık insanlar cinsiyetten çok bilgiye, hazırlığa ve emeğe bakıyor. Bu da bizi doğru yere götürüyor.
Ben hiçbir zaman “kadın olduğum için” var olmak istemedim. İşimi iyi yaptığım için orada olmak istedim. Sanırım birçok kadın meslektaşım da aynı duyguyu taşıyor.”
Yaşamınızın vazgeçemediğiniz rutinleri nelerdir? Müzikle, sanatla bağınızı anlatmak ister misiniz?
“Sabah erken kalkmayı çok seviyorum. Günün ilk saatleri bana iyi geliyor. Kahvemi alıp kitap okumak, yürüyüş ya da spor yapmak günümü bambaşka başlatıyor.
İşim yoğun ve tempolu olduğu için kendime ayırdığım o küçük anlar benim için çok değerli. Kitap okumak vazgeçilmezim. Fırsat buldukça yeni şehirler görmek, farklı kültürleri tanımak da bana ilham veriyor.
Müzik ise hayatımın fonu gibi. Ruh hâlime göre değişiyor ama iyi bir müziğin insanın enerjisini ve motivasyonunu gerçekten değiştirdiğine inanıyorum. Sanatın her dalı insana başka bir pencere açıyor. Bence spor da aslında disiplinle estetiğin buluştuğu bir sanat.”
Sporun yalnızca fiziksel değil, ruh sağlığı üzerindeki etkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?
“Ben sporun önce zihni iyileştirdiğine inanıyorum. Elbette fiziksel faydaları çok büyük ama insan spor yaptıktan sonra sadece bedeni değil, zihni de hafifliyor.
Hayatın temposunda hepimiz zaman zaman yoruluyoruz, stres yaşıyoruz. Böyle anlarda yürümek, koşmak ya da sevdiğiniz herhangi bir sporu yapmak insana yeniden nefes aldırıyor.”


